The Duʿāʾ of the Prophets

I need words for…

When you want to give thanks

After the thing you asked for arrived — the prayer that is easiest to forget.

1 Accept this from us

Ibrāhīm · 2:127–129 · after finishing something you built · excerpt, framing dimmed

Source
Sūrat Al-Baqara
2:127–129

وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِۦمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةًۭ مُّسْلِمَةًۭ لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًۭا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Rabbanā taqabbal minnā ʾinnaka ʾanta as-samīʿu al-ʿalīmu rabbanā wajʿalnā muslimayni laka wa-min dhurriyyatinā ʾummatan muslimatan laka wa-ʾarinā manāsikanā wa-tub ʿalaynā ʾinnaka ʾanta at-tawwābu ar-raḥīmu rabbanā wabʿath fīhim rasūlan minhum yatlū ʿalayhim ʾāyātika wa-yuʿallimuhumu al-kitāba walḥikmata wa-yuzakkīhim ʾinnaka ʾanta al-ʿazīzu al-ḥakīmu

English · Marmaduke Pickthall And when Abraham and Ishmael were raising the foundations of the House, (Abraham prayed): Our Lord! Accept from us (this duty). Lo! Thou, only Thou, art the Hearer, the Knower. Our Lord! And make us submissive unto Thee and of our seed a nation submissive unto Thee, and show us our ways of worship, and relent toward us. Lo! Thou, only Thou, art the Relenting, the Merciful. Our Lord! And raise up in their midst a messenger from among them who shall recite unto them Thy revelations, and shall instruct them in the Scripture and in wisdom and shall make them grow. Lo! Thou, only Thou, art the Mighty, Wise.
Türkçe · Elmalılı Hamdi Yazır Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt'in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensin. Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin. Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensin.

In the Qur’an (2:127), Ibrahim and Ismail ask Allah to accept their service while raising the Ka‘bah.

Commentary, reflection and related duʿāʾ

2 Let me die in submission

Yūsuf · 12:101 · after long-delayed relief finally arrives

Source
Sūrat Yusuf
12:101

رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ تَوَفَّنِى مُسْلِمًۭا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

Rabbi qad ʾātaytanī mina al-mulki wa-ʿallamtanī min taʾwīli al-ʾaḥādīthi fa-ṭira as-samāwāti walʾarḍi ʾanta wa-liyyi fī ad-dunyā walʾākhirati tawaffanī musliman wa-ʾalḥiqnī bilṣṣāliḥīna

English · Marmaduke Pickthall O my Lord! Thou hast given me (something) of sovereignty and hast taught me (something) of the interpretation of events - Creator of the heavens and the earth! Thou art my Protecting Guardian in the world and the Hereafter. Make me to die muslim (unto Thee), and join me to the righteous.
Türkçe · Elmalılı Hamdi Yazır "Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!" {*} Hasılı, ne zamanki, Yusuf'a vardılar, yani Yusuf'un daha önce kardeşlerine tenbih edip istediği gibi, başta babaları olmak üzere bütün aile bireyleri topluca Mısır'a gelip Yusuf'un yanına vardılar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlarında dört bin asker, birtakım devlet adamları ve Mısır halkından çok sayıda insan, gelen kafileyi karşılamaya çıkmışlardı. Yakub Aleyhisselam, oğlu Yahuda'ya dayanarak yürüyordu, karşıdan gelen kafileye ve atlılara bakıp, "Ey Yahuda, şu karşıdaki adam Mısır'ın Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hayır, Firavun değil, oğlun" dedi. Yaklaştıkları zaman Yusuf'dan önce Yakup selam verdi ve "Selam sana ey hüzünleri gideren" dedi{*}ilh.

In the Qur’an (12:101), Yusuf thanks Allah for authority and knowledge and asks for a faithful end.

Commentary, reflection and related duʿāʾ

3 Glory to You — I turn to You

Mūsā · 7:143 · after asking for something you were not ready for · excerpt, framing dimmed

Source
Sūrat Al-A'raaf
7:143

وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّۭا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًۭا فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Subḥānaka tubtu ʾilayka wa-ʾanā ʾawwalu al-muʾminīna

English · Marmaduke Pickthall And when Moses came to Our appointed tryst and his Lord had spoken unto him, he said: My Lord! Show me (Thy Self), that I may gaze upon Thee. He said: Thou wilt not see Me, but gaze upon the mountain! If it stand still in its place, then thou wilt see Me. And when his Lord revealed (His) glory to the mountain He sent it crashing down. And Moses fell down senseless. And when he woke he said: Glory unto Thee! I turn unto Thee repentant, and I am the first of (true) believers.
Türkçe · Elmalılı Hamdi Yazır Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dedi.

From Sūrat Al-A'raaf, 7:143. The occasion of this supplication has not yet been written with a tafsīr citation.

Commentary and related duʿāʾ

4 Praise to the One who favoured us

Dāwūd · 27:15 · after being given an ability you did not earn · excerpt, framing dimmed

Source
Sūrat An-Naml
27:15

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ عِلْمًۭا وَقَالَا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍۢ مِّنْ عِبَادِهِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Al-ḥamdu lillahi alladhī faḍḍalanā ʿalā kathīrin min ʿibādihi al-muʾminīna

English · Marmaduke Pickthall And We verily gave knowledge unto David and Solomon, and they said: Praise be to Allah, Who hath preferred us above many of His believing slaves!
Türkçe · Elmalılı Hamdi Yazır Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. Onlar: "Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun" dediler.

From Sūrat An-Naml, 27:15. The occasion of this supplication has not yet been written with a tafsīr citation.

Commentary and related duʿāʾ

5 Enable me to be grateful

Sulaymān · 27:19 · when something small reminds you how much you have · excerpt, framing dimmed

Source
Sūrat An-Naml
27:19

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًۭا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًۭا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Rabbi ʾawziʿnī ʾan ʾashkura niʿmataka allatī ʾanʿamta ʿalayya wa-ʿalā wālidayya wa-ʾan ʾaʿmala ṣāliḥan tarḍāhu wa-ʾadkhilnī biraḥmatika fī ʿibādika aṣ-ṣāliḥīna

English · Marmaduke Pickthall And (Solomon) smiled, laughing at her speech, and said: My Lord, arouse me to be thankful for Thy favour wherewith Thou hast favoured me and my parents, and to do good that shall be pleasing unto Thee, and include me in (the number of) Thy righteous slaves.
Türkçe · Elmalılı Hamdi Yazır (Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat."

In the Qur’an (27:19), Sulaiman asks to be grateful and to do deeds pleasing to Allah.

Commentary, reflection and related duʿāʾ

6 Send down for us a table

ʿĪsā · 5:114 · asking for food or means for people depending on you · excerpt, framing dimmed

Source
Sūrat Al-Maaida
5:114

قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةًۭ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًۭا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةًۭ مِّنكَ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

Al-lahumma rabbanā ʾanzil ʿalaynā māʾidatan mina as-samāʾi takūnu lanā ʿīdan liʾawwalinā wa-ʾākhirinā wa-ʾāyatan minka warzuqnā wa-ʾanta khayru ar-rāziqīna

English · Marmaduke Pickthall Jesus, son of Mary, said: O Allah, Lord of us! Send down for us a table spread with food from heaven, that it may be a feast for us, for the first of us and for the last of us, and a sign from Thee. Give us sustenance, for Thou art the Best of Sustainers.
Türkçe · Elmalılı Hamdi Yazır Meryemoğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.

In the Qur’an (5:114), Isa supplicates for a table from heaven as a sign and provision.

Commentary, reflection and related duʿāʾ

7 I have vowed to You what is in my womb

The mother of Maryam · 3:35 · during pregnancy · excerpt, framing dimmed

Source
Sūrat Aal-i-Imraan
3:35

إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًۭا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Rabbi ʾinnī nadhartu laka mā fī baṭnī muḥarraran fa-taqabbal minnī ʾinnaka ʾanta as-samīʿu al-ʿalīmu

English · Marmaduke Pickthall (Remember) when the wife of 'Imran said: My Lord! I have vowed unto Thee that which is in my belly as a consecrated (offering). Accept it from me. Lo! Thou, only Thou, art the Hearer, the Knower!
Türkçe · Elmalılı Hamdi Yazır İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin." demişti.

From Sūrat Aal-i-Imraan, 3:35. The occasion of this supplication has not yet been written with a tafsīr citation.

Commentary and related duʿāʾ

Settings

Interface language
Translations shown
Appearance
Text size
Transliteration
Honorifics